Dijital müzik endüstrisi, Unkapanı Plakçılar Çarşısı’nı sessizliğe bürüdü

Dijital müzik endüstrisi, Unkapanı Plakçılar Çarşısı’nı sessizliğe bürüdü

Teknoloji gelişti, müzik dijitale dönüştü. Bir zamanlar sanatçı adayları için belki de ulaşılması hayal olan Unkapanı Plakçılar Çarşısı (İMÇ)  müzik piyasasının dijitale yönelmesiyle sessizliğe büründü. Birkaç yapım şirketinin kaldığı çarşıda bulunanlar eski günleri mumla arıyor.

Unkapanı Plakçılar Çarşısı bir zamanlar sanatçı olmak isteyenler için şöhretin ilk basamağı sayılırdı. Enstrümanını yanına alan pek çok kişi hayalindeki kaseti çıkarmak için Anadolu’dan İstanbul’a yani Unkapanı Plakçılar Çarşısına gelirdi. Eskiden iğne atsan yere düşmeyecek olan çarşı, teknolojinin gelişmesi ve müziğin dijitalleşmesiyle birlikte bugünlerde sessizlik içinde.

DHA’dan aktarılan haberlere göre, 40 yıldan bu yana Unkapanı Plakçılar Çarşısı’nda bulunan yapım şirketi yetkilisi Cafer Ateş, eski günleri özlediklerini ifade ediyor. “Eskiden çok yoğun iş vardı” diyen Ateş, şöyle devam etti:

“Sohbet etmeye, çay içmeye zamanımız olmazdı. Çünkü o zamanlar ortalama yıllık 100 milyonun üzerinde kaset satılıyordu. Bu yüzden kimse boş duramıyordu. Çarşı her dakika kalabalık olurdu. Cadde gibi bir yerdi burası. Şimdi koridora çıkın bakın, hiç kimseyi göremezsiniz. Tüketim ve üretim tamamen düştü. 2019 yılında alınan bandrol, üretilen CD sayısı 2 milyon civarında. Bütün dünyada CD satışları yükselirken, Türkiye’de düşüyor. Tüketim olmadığı için CD’ler imhaya gidiyor. Türkiye’de 3 tane CD fabrikası vardı. 2 tanesi kapandı, 1 fabrika kaldı. Şimdi 2 milyon üretildi diyoruz ama bu üretilenin de belki 1 milyonu satıyor, 1 milyonu kalıyor. Kalanlar da belli bir süre sonra imha ediliyor. Eskiden burada 10 bin dolar, 20 bin dolar hava parası vermeden dükkân kiralayamazdınız. Şu an çoğu boş ve depo olarak kullanılıyor. Kiralar  bin lira. Eskiden hepsi doluydu.”

‘Herkes kendisi yaptığı için bu sefer müzik yozlaşıyor’

Birçok ünlü ismin ilk albümlerini yaptıklarını ifade eden Cafer Ateş, “Küçük Emrah’ın ilk 4 albümünü biz yapmıştık. Mahsun Kırmızıgül var. Tabii o zaman onlar popüler değildi. Albümler yapıldıktan sonra Emrah ve Mahsun, Türkiye’nin en şöhretli insanlarından oldular” diye konuştu. Müzik piyasasının dijitale yönelmesini de değerlendiren Ateş , “Müziğin dijitalleşmesi güzel ama herkes kendisi yaptığı için bu sefer müzik yozlaşıyor, değişiyor. Her önüne gelen, eline sazını alsın veya almasın herkes artık dijitale ulaşabiliyor. Herkesin akıllı telefonu var. Bir görüntü çekiyor onu sosyal medyaya yüklüyor. Bir kişi şarkı için 50 bin lira harcama yapıyor. Diğer tarafta ise görüntüyü kendi başına çeken ondan daha fazla dinleniyor” dedi.

Zeki Müren ile Müzeyyen Senar’ın ses kayıtlarını yaptı

Zeki Müren, Müzeyyen Senar ve daha birçok önemli müzisyenle çalışan, Unkapanı Plakçılar Çarşısı’nın en eski simalarından ses teknisyeni Affan Tarlan da  o günleri çok özlediğini ifade ediyor. Tarlan, “Tabii her dönemin kendine has özellikleri ve güzellikleri var. Gençtik o zamanlar. Coşkulu ve işe meraklıydık. İşimizi seviyorduk. Elbette o yaşlar bir daha geri gelmiyor. İnsan o günleri arıyor” dedi. Yıllarını İMÇ’de geçiren Affan Tarlan, Zeki Müren ile ilgili unutamadığı bir anısını şu sözlerle anlatıyor:

“Gece saat 10 gibiydi. Zeki Müren’in bir kaydı varmış. 70 veya 80’li yıllarda yaşanıyor. Çalışacağı stüdyoda arıza olmuş. Kayıt yapamıyorlar. Zeki Bey de prensip sahibi bir insandı. İşini bitirmek için kendini zorlardı. Bir albümü bir ay çalışır gelir, bir gecede okur ve giderdi. Ertesi gün de Bodrum’a uçak bileti alırdı. O gece aletlerde arıza olunca beni aradılar, ‘Zeki Bey’in işi var, ne olur stüdyoyu açın’ dediler. O gece Zeki Bey geldi ve biz kaydını yaptık. Bu aramızdaki dostane ilişkilerin bir örneğidir. Bu da bizim için hoş bir anı. Zeki Bey ansızın çıkıp gelmişti.”

Unkapanı’nda hâlâ ses teknisyenliği yapan Affan Tarlan, müziğe gönül veren gençlere de çağrıda bulundu. Tarlan, “İşlerini düzgün yapsınlar. Doğru ellerden çıksınlar. Eğitimlerini tamamlasınlar ve ümitlerini kesmesinler. Onlar bu piyasasının geleceğidir. Düzgün çalışsınlar, illa bir yer bulacaklardır” ifadelerini kullandı.

Türkü albümü yapmak için İstanbul’a geldi

Unkapanı Plakçılar Çarşısı’nda bundan 30 yıl önce yaşanan hareketlilikten eser yok. Çarşıda mesleklerini sürdürmeye çalışan bazı yapımcılar Anadolu’nun farklı şehirlerden gelecek olan müzisyen adaylarını bekliyor. Onlardan biri de 21 yaşındaki Baver Çelebi. Diyarbakır’dan yola çıkan Baver Çelebi, türkü albümü kayıtlarını yapmak için İstanbul’a geldiğini ifade ediyor. İlk kez İstanbul’a geldiği için heyecanlı olduğunu belirten Baver Çelebi’nin tek hayali tanınan bir sanatçı olmak. Çelebi,  “Müziklerimin dünya çapında dinlenmesini istiyorum. Almanya, Irak, Amerika, her yerde dinlenmesini istiyorum. Özellikle Diyarbakır’ın dinlemesini istiyorum. Diyarbakır’da tanınmam gerektiğini düşünüyorum. Aynı şekilde İstanbul’da da öyle. İnşallah hayallerimin peşinden koşacağım” diyor.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

İlginizi Çekebilir

Yorum Yaz

E-postanız paylaşılmaz. * işaretli alanların girilmesi zorunludur.

İptal