Çayönü arkeolojik alanı, açık hava müzesine dönüştürülmek isteniyor

Çayönü arkeolojik alanı, açık hava müzesine dönüştürülmek isteniyor

Çayönü Höyüğü Arkeolojik Kazı Başkanı ve Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Arkeoloji Bölüm Başkanı Doç. Dr. Aslı Erim Özdoğan, Çayönü’nün açık hava müzesine dönüştürülmesinin hedeflendiğini söyledi.

Avcı-toplayıcı yaşam kültüründen yerleşik yaşama geçilip tarıma ilk başlanılan yerler arasında gösterilen Diyarbakır’ın Ergani ilçesinde Neolitik Çağ’ın izlerini taşıyan Çayönü Höyüğü’nde arkeolojik kazıları 1964 yılında başlamış, 1991 yılında güvenlik nedeniyle ara verilmiş ve 24 yıl aradan sonra 4 yıl önce yeniden başlamıştı.

AA‘dan aktarılan haberlere göre, alanda 2019 yılı arkeolojik kazıları 29 kişilik ekiple yürütülüyor.

Çayönü’nün açık hava müzesine dönüştürülmesi hedefleniyor

Çayönü Höyüğü Arkeoloji Kazı Başkanı ve Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Arkeoloji Bölüm Başkanı Doç. Dr. Aslı Erim Özdoğan, Çayönü’nün açık hava müzesine dönüştürülmesinin hedeflendiğini söyledi.

Özdoğan, kazı çalışmalarının Kültür ve Turizm Bakanlığınca sağlanan finansla devam ettiğini dile getirerek, Çayönü Höyüğü’nün uzun stratigrafisi ve neolitik süreci kesintisiz yansıtmasıyla önemli bir yerleşme özelliği gösterdiğini belirtti.

Bugünkü terminolojiyle beton denilebilecek terezzo sıvama tekniği

Özellikle kuzey Mezopotamya’da bu kadar uzun süreli bir yerleşim yeri olmadığını dile getiren Özdoğan, kazılarda “terezzo” adı verilen teknik ile yapılmış alanlar bulduklarını bildirdi.

Özdoğan, şunları kaydetti:

“Bugünkü terminolojiyle aslında ‘beton’ diyebiliriz. Geniş bir iç mekanın tabanının dökme tekniğiyle sıvanması. Burada ilk defa kireç söndürülerek yapılıyor ve farklı kireç taşları kullanılıyor. Altı beyaz mıcırla karışık, yer yer 50 santimetreye ulaşan blokajın üzerine kırmızı kireç taşını dökerek bir taban yapmışlar. Aksaray Aşıklı Höyük ile Ürdün’deki Ayn Ghazal’daki bir binanın tabanında da benzer teknik uygulanmış ama hiçbiri bu kadar kalitede değil.”

‘Madencilik tarihi Çayönü ile başlıyor’

“Dünyada madencilik tarihi Çayönü ile başlıyor” diyen Özdoğan, ilk defa bu bölgede bakırı yarı ısıtarak veya soğuk dövme şeklinde ince aletler kullanılarak, boncuk ve takıların yapıldığını tespit ettiklerini söyledi.

Kafataslı Yapı

Özdoğan, içinde 400’den fazla bireye ait kemiklerin, kafataslarının depolandığı “Kafataslı Yapı” adı verilen mezar evinin daha önce ortaya çıkarıldığını anımsatarak, “Bu evde farklı mezar uygulamalarını da izliyoruz. Höyükteki kafataslı yapı gibi sadece bir mezar ev olarak ve bu tarz ritüellere ayrılmış bir yapı da henüz dünyada yok. Mezar ev o dönemde yaşayan yöre halkı hakkında bilgi edinme açısından önemli bir kaynak oluşturuyor” diye konuştu.

Özdoğan, ceset kalıntılarına göre Neolotik Çağ’da bölgede yaşayan halkın ortalama yaşam süresinin 35 olduğunu tespit ettiklerini anlatarak, “Çayönü Höyüğü kafataslı mezar evinde sadece 40 yaşın üzerinde 6 birey ve bir de 63 yaşında birey tespit ettik” dedi.

Çayönü’nün tarihteki yeri

Diyarbakır’ın kuzeyinde, Ergani Ovası’nda, Dicle Nehri’nin kenarında bulunan, MÖ.7500’den başlayan yerleşim evreleri bulunan Çayönü 1963 yılında keşfedildi. İlk kazılar Dr. Halet Çambel ve Prof Dr. Robert J. Braidwood tarafından başlatıldı. Sesverenpınar (Hilar) yakınlarında bulunan eski adı Kotaberçem (Çayboyu) olan tarih öncesinden kalma bir höyük.

Höyük çevresinde resimli resimsiz mağaralar, mağara duvarları kullanılarak yapılmış evlerin izleri bulunuyor. Arkeolojinin ilk veri tabanında tarıma ilk başlanılan yer olarak gösterilmiş olması açısından önemli. Yaklaşık 10 bin yıl önce ilk yerleşimin başladığı Çayönü’nde 6 bin yıl boyunca yuvarlak planlı kulübeler, ızgara plan, taş döşemeli gibi birbirinden farklı mimari tasarımda binalar bulundu.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

İlginizi Çekebilir

Yorum Yaz

E-postanız paylaşılmaz. * işaretli alanların girilmesi zorunludur.

İptal