Günışığı Kitaplığı - Reklam Günışığı Kitaplığı - Reklam

Bir atlet gibi güçlü ve bir kuğu gibi zarif

Bir atlet gibi güçlü ve bir kuğu gibi zarif

Sımsıkı topuzlar, kabarık tütüler, her piruette (balede tek ayak üzerinde dönüş) ok gibi savrulan pointler (bale ayakkabısı)… Dışardan bakıldığında birer porselen biblo gibi tüm balerinler. Peki ya madalyonun diğer yüzünde ne var?

Moda Sahnesi’nin ilk dans tiyatrosu projesi olan “Balerin” işte tam da bu bilinmeyene odaklanıyor; bir balerinin insani yönüne, kusursuz görünümünün ardındaki fırtınalara.

Balerin’e, 20 yıldır İstanbul Devlet Opera ve Balesi’nde dans eden ve topluluğun baş dansçılarından olan İlke Kodal hayat veriyor. Kodal’ın başta biraz korkarak kabul ettiği bu role hazılanma süreci diğerlerinden farklı olmuş: “Kendimle yüzleşmeden yapabileceğim bir şey değildi. Her prova farklı duygu ve farklı fiziksel keşif çalışmalarıyla saatlerce sürdü.”

Bir dansçı için sahneye koyduğu her rolün, büründüğü her karakterin yolculuğu farklıdır diyor Kodal: “Çalışma sürecinde, karakterle bütünleşme araştırmaları çok yoğun ve yıpratıcı olabiliyor. Dansçı eforu hiçbir şeye benzemez. Çok iddialı bir laf oldu belki ama uzun süredir bu mesleği icra ettiğim için bu şekilde söyleyebileceğimi düşünüyorum. Çünkü bizler bir atlet gibi güçlü aynı anda bir kuğu gibi zarif olabiliyoruz”. Kodal belki de ilk defa bir role “bürünmüyor”; kendini, kariyerini, mücadelesini sahneye taşıyor.

Moda Sahnesi’nde Balerin, meydan düzeninde sahneleniyor; Kodal’ın kulisi sahnede yer alıyor ve seyirci sahnede ilk adım attığı andan itibaren Balerin’i izlemeye başlamış oluyor.

Bu eserle bir balerinin iç dünyasına ayna tutuyor Bedirhan Dehmen. Kodal’ın “Balerin’in fikir babası” dediği Dehmen, eserin tasarımcısı, yönetmeni ve koreografı. Proje danışmanı ise Kemal Aydoğan. Sahne tasarımı Bengi Günay, ışık tasarımı İrfan Varlı, ses tasarımı ve müzik Utku Şilliler, görseller Murat Dürüm ve proje asistanı Belçim Yavuz imzalı.

Balerin manifestosu

Balerin’e tutulan ayna, izleyiciye karanlık bir yönü de sunuyor. Bu karanlık tarafı Siyah Kuğu (Black Swan-2010) filmini izleyenler hemen yakalayabiliyor; hırs ve rekabet. Kobal bu konuda şunları söylüyor:

“Bale sanatının küçük yaşlarda başlayan ağır disiplinini kendinizle ve hayatınızla dengeleyemediğinizde o karanlık taraf yavaş yavaş sizi içine çeker. İçinde hırs, kıskançlık, yalan, insana dair iyi olanın tam karşıtı duygular vardır. Ama hepsi de dönüşüp aydınlanabilir, çevresini aydınlatabilir. Tüm sahne sanatları için geçerli olan bir şey var o da sahneye çıktığınız anda çıplaksınız; kızgınlık, kırgınlık, kin, öfke, ego ne varsa bu seyirciye yansıyor ve hiçbir maske bu karanlık duyguları kapatamıyor. Bu yüzden hırsın sadece kendinle olmalı, daha iyisini yapabilmek için. Kendinle ne kadar barışık olursan, sahnede doğallığınla o kadar özgür olur ve parlarsın.”

“Dünyanın tüm balerinleri birleşin” diye haykırıyor Balerin. “Sanata verilen değerin insana verilen değerin göstergesi olduğunu düşünüyorum. Dolayısıyla ben de yıllar içerisinde aşmam gereken engellerle karşılaştım ve karşılaşmaya devam ediyorum. Amaç, niyet ve disiplinle, çelmeler takan hayata direnmeyi öğreniyorum” diyen Kodal’ın balerin olmak isteyen genç kadınlara önerileri ise şunlar: “Çok okuyun, izleyin, dinleyin, yazın, çizin, hayal kurun, üretin. Bedeninizi, zihninizi, ruhunuzu geliştirin. Eğlenin, gülün, saçmalayın, yeni fikirlere açık olun, yeni insanlar tanıyın, elinizden gelenin en iyisini yapın, sınırlarınızı zorlayın, her ne olursa olsun pes etmeyin ve asla oldum demeyin”.

Sezonun son temsili 22 Haziran Cuma saat 20.30’da Moda Sahnesi’nde.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

İlginizi Çekebilir

Yorum Yaz

E-postanız paylaşılmaz. * işaretli alanların girilmesi zorunludur.

İptal